Maria, evlilikten kaçıp evinden ayrılıp büyülü şehir İskenderiye'ye doğru tek başına yola çıktığında henüz daha on ikisindeydi. Yaşamın kendisine cömert davrandığını söylemek zor. Savaşın çetin koşullarını yaşamış ve sevdiği adamı savaşa kurban vermiş olan yaralı Maria'nın yaşamdaki tüm umudu silinmişken, ortalama bir aşka teslim olup yaşamını kökten değiştirmek cesaretini gösterdiğinde ancak yirmi altısına varmıştı. Savaş sonrası yokluklarıyla, isyanlarla, politik kavgalarla, var olma savaşlarıyla geçen, öğrenme aşkının süslediği, çalışkanlığın yaşanılır kıldığı bir ibret hikâyesi Maria'nınki… Her satırı yaşanmış, her satırı büyülü…
Aşka kucak açmanın ve ona teslim olmanın değil; aşka karşı savaşmanın ve onu kullanmanın, direnmenin, dayanmanın ve yaşamının soluk kesen öyküsü…
" Aşk, Yaz, Savaş keyfiyle okuyucuyu kazanıp insana hayatın ötesinde "laus vitae"yi sunuyor. İyi bir edebiyat eserinin elinizde bulunmasından daha iyi ne olabilir ki?"
V.D. Anagnostopulos
Thessalia Üniversitesi Öğretim Görevlisi
"… Kişisel ve toplu anıların bağlantısından oluşan kurgusundaki Evgenia Fakinu'nun gücü insanı etkiliyor. Sonucunda büyük bir ustalıkla, karakterlerinin değişimini en inandırıcı şekilde belirtme gücüne sahip olaylar yaratmayı başarıyor…"
Yorgos Vaylakis
Diavazo Edebiyat Dergisi, Mart 2004
"…Evgenia Fakinu, her seferinde kurduğu daha basit ancak oldukça net ve duru, sadeliğin kattığı güzelliklerle zenginleşen bir anlatımın içinden çıkarak güçlü duygular yaratan etkileyici sahneler yaratarak dilini daha keyifli hale getirebilecek bir olgunlukla yazıyor."
M.G. Meraklis
Atina Üni. prof.
İ LEKSİ Edebiyat Dergisi, Ağustos 2003
"..kişisel ve toplumsal hafıza ve birikimi, kendi kendini tanıma denizine doğru götüren bir sandal gibi değil mi Evgenia Fakinu'nun romanında belirip kaybolan. Chopen'in piyanoda çalınan "Nocturne"ne benzer bir müzik gibi duyuluyor. Susuyorsun."
Eleftheria Gazetesi, Mayıs 2003
"Bazı insanlar vardır… Büyük bir hareket yapmaksızın şaheserler yaratırlar. Topraklarının tarihi tenine işlemiştir onların ama sessiz kalarak kendi yollarına devam etmişlerdir. Evgenia Fakinu'nun yeni kitabının kahramanı da böylesi bir insan."
Mikela Hartulari
TA NEA Gazetesi, Mayıs 2003 (Arka Kapak Tanıtımından)

Yeni tanıştığım yazar Eugenia Fakinou, tanımadığım bir dünyanın kapılarını araladı bana. Tüm dünya savaşlarla çalkalanırken, Yunanistan'ın, On İki Adanın halklarının savaşa, işgale, yabancı askerlere karşı mücadelelerini okudum onun kaleminden.
Yunanistan'ın Simi adasında bir dağ evinde yaşayan, çobanlık yaparak 5 çocuğunu ve karısını geçindiren fakir bir adamın en akıllı kızı Maria'nın zor şartlara rağmen ilkokulu bitirmek için çabalaması, ailesinin fakirliğinden ve cahilliğinden, evdeki fikir ayrılığı kavgalarından kurtulmak için, kendisini okutma sözü veren bir akrabanın yanına Mısır'a gitmek istemesi...
Ancak olayların hiç de hayal ettiği gibi olmaması, Mısır'daki akrabasının onu okutmak yerine evde hizmetçilik yaptırmasına rağmen yılmaması, çalışırken, bir komşudan Fransızca öğrenmesi, aynı zamanda Mısır'da konuşulan Arapça'yı da konuşmaya çalışması, hizmetçilik yaptığı evden kurtulma mücadelesi.. Şansının da yaver gitmesiyle Fransız görgülü ve zengin bir kadının himayesine girerek, hem genel kültürünü, hem yabancı dillerini geliştirip hem de Hemşirelik mesleğini edinmesi..
Tüm bunlar yaşanırken, ilk aşk, ardından ilk yıkım.. Her şeye rağmen dimdik ayakta durup hayatını sürdürecek parayı kazanma, dostlar edinip mutlu olmaya çalışma, sonra yeni bir aşk, evlenip çocuk sahibi olarak Yunanistan'a dönme..
Yunanistan'da da süregelen savaş yüzünden, parasızlıkla ve yalnızlıkla girişilen varoluş mücadelesi..
Maria, hayatı kötü gittiği, karşısına aksilikler çıktığı için köşesine çekilip kaderine razı olmaktansa, göğsünü gererek durmaksızın çalışıp, önce kendisini kalkındırıp, sonra ailesini geçindiren bir Eş, bir Anne, bir Vatansever...
Siyasetin, Devlet Politikalarının, savaşların bir halka, insanlığa ettiklerini, zor yıllarda hayatta kalabilme çabasıyla, ömürlerini birbirinden ayrı geçiren aileler ve dostları okudum Fakinou'nun kitabında..
Önce Maria'nın, sonra büyük kızının ağzından anlatılan, bir ailenin üç kuşağının etrafında Yunanistan'ın geçmişini okumak isteyenlere tavsiyemdir..
Okuryatar'daki
Yazım...