25 Şubat 2013 Pazartesi

Kova Burcu Gecesi / Laurent Botti



Gördüğüm ilk şey: kan. Bütün duvarlara sıçramış, mermer zeminde birikintiler halinde toplanmış, küvetin dibinde birikmiş, bir gölün suyu kadar durgun kan banyonun her noktasını kirletiyordu. En kötüsü de aynalar banyoyu sonsuza büyütüyordu. İnanmayan gözlerle, kızıl tüplerde sonsuza dek uzanan sahneye baktım."

"Sonunda bu sıvı magmanın ortasında cesedi gördüm. Cenin gibi toparlanmış, güzel yüzü katran gibi yapış yapış saçlarının altına gizlenmiş, çıplak, iki aynanın bir açı oluşturduğu köşede yatıyordu."

Le Figaro´nun Stephen King´le Georges Simenon´u tanıştıran romancı dediği Laurent Botti, sislerin ardındaki ilk romanı Siste Ölüm´den sonra Kova Burcu Gecesi´nde aynaların daha da çoğalttığı çiğ ışıkların altındaki korkuyu, vahşeti ve ürpertici sırları dile getiriyor.

Yorumum :
Hikaye dünyaca ünlü Fransız bir mankenin evinde korkunç bir şekilde ölü bulunmasıyla başlar.. Cinayeti araştıran polisin yanı sıra bir de gazeteci vardır. Genç kadının ölümü ve ardındaki sır perdesi, geçmişi öylesi ilginçtir ki Xavier Vidal onun hikayesini yazmak ister ve romanı için de cinayetin soruşturmasının içine girer...
17 Yaşındayken evden kaçan Brigitte'in annesi de 7 yıllık bekleyişin sonunda kızını aramak için kollar sıvar, bir dedektif tutar. Dedektiften edindiği bilgiler ile kızının önce fuhuş batağına sonra uyuşturucuya saplandığını ardından bir Astroloji Tarikatının içine girdiğini öğrenir. Kızını bulmak ve ona ulaşmak için çok zorlu bir tarikat olan Astroloji Merkezinin Bistrol Evine girer. Burası depresyondaki insanların hayatlarını yıldız haritalarına göre tespit edip psikolojik destek sağlayarak onları içlerindeki mutluluğa ulaştıran bir tür klinik gibi görülse de, insanların beyinlerinin yıkandığı ve gerçek olmayanları gerçekler gibi göstererek altüst edilen yaşamları gören Mathilde kızını bu yaşamdan kurtarmak ister. Şüpheleri üstüne çeken Mathilde farklı bir isimle Astrozofi Merkezine sızmış olsa da, büyük bir tehdit altındadır ama kızının neler yaşadığını, neler hissettiğini öğrenebilmek adına tüm riskleri göze alır.
Fakat Mathilde'nin kızı Ambre kendisinin de ne kadar karışık olduğunu bilmediği büyük ve tehlikeli bir çarkın içindedir. Gazeteci Xavier soruşturma çerçevesinde Ambre ile görüştüğünde onun Astrozofinin gurusu Kutizis'in sevgilisi olduğunu bilmeden Ambre'ye karşı bir yakınlık hisseder ve ikisi arasında gözlerden uzak, gerçek bir aşk başlar..
Tarikatların, cinayetlerin, Astrozofinin, burçların, yıldızların yanı sıra, yaşamlarından ve bulundukları yerden mutsuzluk duyan insanların depresyonları, babaları tarafından ensest ilişkiye zorlanan genç kızların dramları ve buna ailelerinin dağılmaması için göz yuman annelerin trajedisine kadar bir çok konu var Kova Burcu Gecesinde...




6 Şubat 2013 Çarşamba

Bir Dilekle Başladı Her Şey / Debbie Macomber


 
 
Dilekler, içtenlikle istenince gerçekleşen hayallerdir...
Hayata yeniden tutunmak için önünde yirmi dilek duruyordu... Kâğıda döktüğü yirmi hayal...
Acı çekmektense geleceğe umutla bakmasını sağlayacak yirmi ihtimal...
Artık bir sonraki güne güzel duygularla başlamak için hazırdı, çünkü gerçekleştirmesi gereken hayalleri vardı. Çünkü hayat her şeye rağmen yaşamaya değerdi...
Hayatınızda çok isteyip de gerçekleştiremediğiniz şeyler mi var?
O halde hemen kâğıdınızı kaleminizi alın ve dilek listenizi hazırlamaya başlayın...

"En katı yürekli okuyucular bile kendilerini bu umut dolu romandaki unutulmaz karakterler için gizlice gözyaşlarını silerken ve kendi dilek listelerini hazırlarken bulacaklar."
Booklist

"Konu özel, unutulmaz bir yer ve onurlu, güçlü karakterler yaratmaya geldiğinde kimse Debbie Macomberdan daha iyi olamaz."
BookPage

"Macomberın kullandığı dil ve olumlu anlatımı sizi sevdiğiniz koltuğunuz kadar rahat ağırlıyor."
Publishers Weekly

"Debbie kalbini kâğıda işlemiş. Sonuç ise muhteşem!"
RT Book Rewiews (Arka Kapak Tanıtımından)

Yorumum :

Orijinal adı "twenty wishes" olsa da Türkçe'ye ' Bir Dilekle Başladı Her Şey' olarak çevrilen Debbie Macomber'ın bir hoş ve boş romanı daha...
 
Çok beğenmemiş olmama rağmen, seri kitaplardan birini okuduysam diğerlerini de okumak zorunda hissetme huyum nedeniyle son kitabı da okudum ve yine aynı tereddütü yaşadım. Tüm bu kitapları yazan acaba Amerika'lı bir yazar mı, yoksa bir ortaokul öğrencisi mi?
 
Kitabın baştan sona olay örgüsü öyle basit bir dille anlatılıyor ki, 15 yaşındaki bir gencin günlük dili gibi. Karakterlerin tüm hareketleri detaylarıyla ağır ağır anlatılarak insanı çileden çıkartıp bir kaç satır atlayarak okuma isteği uyandıracak kadar sıkıcı...
 
Fakat; kitaba adını da veren söz konusu dilekler, fikir olarak hoş. Bir çok insan, günlük hayat içerisindeki koşturmacadan hayallerini unutarak yaşıyor. Kitabın ana konusu; hayatı pek iyi gitmeyen ve hayallerini unutan dört kadının gerçekleştirmek istedikleri 20 dileğini kağıda geçirmesi.. Kağıt üzerindeki dilekler insanın kendine dair farkındalığını arttırıp gerçekleşmelerine bir adım yaklaştırıyor sanki..
 
Hikayede yer alan dört ana karakter de, ne istediklerinden emin olduktan sonra onları gerçekleştirmek üzere atılımlarda bulunuyorlar. Yeniden aşık olmayı dileyen iki kadın aşkı buluyor, bir diğeri eşinin anısına vakıf kuruyor, bir diğeri olan ana karakter Anne Marie de, vefat eden eşinin acısıyla ettiği mücadeleyi kazanıp hayata yeniden tutunuyor ve hayalindekinden farklı bir biçimde olsa da bir evlat sahibi oluyor...
 
Kitap edebi açıdan tatmin etmese de, kişiyi kendi dileklerine dair sorgulatıyor.
Yazarın dediği gibi 'Dilekler, içtenlikle istenince gerçekleşen hayallerdir...' Öyleyse iyimser tutumlarımızı çabalarımızla birleştirirsek dileklerimiz de gerçek olabilir...
 
 

29 Ocak 2013 Salı

Alex / Pierre Lemaitre



Sıradan bir kadın, bir gün sokak ortasında kaçırılır. Ne var ki yalnız kaçıranın değil, kurbanın kimliği de şüphelidir. Tek bilinen, içinde ne ayakta durabildiği ne de uzanabildiği bir kafeste, korkunç şartlar altında hapsedilerek sürekli işkence gördüğü ve isminin Alex olduğudur...

Davayı üstlenmek zorunda kalan Başkomiser Verhoeven, bir yandan geçmişiyle hesaplaşırken bir yandan da bu gizemli kadını celladının elinden kurtarmak için zamanla yarışmak zorunda kalır. Soruşturma ilerledikçe Alex'in karmaşık geçmişiyle yüz yüze gelecek, hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşacak ve hayatının en zor kararını vermek zorunda kalacaktır...

Alex, kurban, cellat ve kurtarıcı üçlüsüne getirdiği psikolojik derinlikle, solukları kesen ritmiyle, tüyler ürperten gerçekçi anlatımıyla ve dehşet içinde bırakan sonuyla gerilim tutkunlarını baştan çıkaracak.

İddia ediyoruz, Alex sizi çok şaşırtacak...
 

Yorumum:
Yalnız yaşayan bir kadının kaçırılması ile başlıyor hikaye... Tesadüfen görgü tanığı olan bir mahallelinin ifadesiyle bir kadının kaçırılmasından haberdar olan polisin olayın üzerinden günler geçmiş olmasına rağmen hiç kimsenin kayıp ilanı vermiyor olmasının şaşkınlığıyla, eldeki tek ipucu sayesinde kaçıran şahsın izini sürmesi ile olaylar heyecanlı bir hal alıyor.

Akıllarda uzun süre 'neden Alex' sorusu oluyor, Alex de dahil... Ta kii, kişisel problemleriyle ve yalnızlığıyla boğuşan polis memurunun kaçıran kişiye ulaşmasına kadar... Herkesten uzak, gizli bir köşede, insanlık dışı şartlarda, küçücük bir kafesin içinde sıçanlarla birlikte tutsak olan Alex'in, meğer ne büyük suçlar işleyip, ne çok insan öldürdüğü anlaşılana kadar...

Ve bu suçlu Alex, polis kendisine ulaşamadan akılcı hareketleri ve soğukkanlı planlarıyla bir kaç cinayet daha işliyor. Tüm bu cinayetlerin tek ortak noktası olan insanların öldürülüş şekli sayesinde Alex'in izini süren polis memuru Verhoeven'ın, Alex'in çocukluğundan itibaren görmüş olduğu tecavüzler, cinsel tacizler, yaralanma ve aşağılanmların sonucunda mahvolan bedeni ve karakterini analiz etmesi, kendi ailevi problemleri ile korkularının üzerine gitmesiyle aynı günlerde gerçekleşiyor.

Paris'in, Fransızların günlük yaşantılarını da okumuş olduğum bu kitapta bir an Alex'i acınacak halde görürken, bir an nasıl da korkunç biri olduğunu düşünüp bir an sonra ise, nasıl da yokoluşun içindeki mücadelesiyle hayattan intikam almaya çabaladığını görerek için için üzüldüm...






 

11 Ocak 2013 Cuma

Donmak (Frozen ) / Film



Oyuncular:
Oyuncular : Kevin Zegers, Shawn Ashmore, Emma Bell, Kane Hodder, Ed Ackerman, Adam Green
Yapım: 2010, ABD
Tür:Dram, Gerilim, Macera

Snowboard yapmak üzere dağa tırmanan üç gençten, ikisi bir çifttir ve diğeri de erkek olanın çocukluktan beri en yakın arkadaşıdır.  bu üç genç dağa çıkmak için bindikleri Telesiyejin arızalanması sonucu havada mahsur kalırlar. Paniğe kapılan gençler soğuktan donmamak için acele etmek isterler ve acil bir karar almaları gerektiğini düşünürler... Çünkü Pazar akşamıdır ve kayak merkezi Cumaya kadar kapalı olacaktır.
 
Dağdan inmek için zamana karşı yarışan üç gençten biri telesiyejden aşağıya atlayıp yardım çağırmaya gitmeyi ister. Fakat yüksek mesafeden direkt ayaklarının üstüne atladığı için bacakları kırılır ve yerinden kıpırdayamaz. Kan kokusunu alan etraftaki kurtlar çevresine toplanır ve genci canlı canlı yiyerek paramparça ederler..
 
Yukarıdaki iki arkadaşı da o sahneye maruz kaldıkları için ağlayarak panik içinde kalırlar ellerindne hiçbir şey gelmez. Arkadaşları da ölüp de kurtlar çekildiğinde kendilerini kurtarmaya çalışmak için atağa kalkmak isterler ama mesafenin yüksekliğinden ötürü kesinlikle atlamayacaklardır.. Telesiyejin üzerinde hareket ettiği makaranın üzerinde elleriyle yürüyerek ara direğe ulaşmaya ve o direkten aşağı inerek yardım çağırmaya gitmek ister erkek olan..

 
Kız ise oturduğu yerde donmaya başlamış yüzünde donma belirtileri çıkmıştır ve sağ eli de tamamen donmuş hale gelmiştir. Oturduğu telesiyejin de bağlı olduğu tepede vida çıktı için telesiyej de düşme tehlikesiyle kıpırdamadan bekler. Arkadaşı elleri kesile kesile ipte yürür ve direkteki merdivenlerden aşağı iner. Kurtlar etraftadır ve onlardan kurtulabimek için aceleyle kayak takımına ayaklarını geçirerek hızla aşağıya doğru kaymaya başlar..
 
Kurtlar arkasından koşarak gitmektedir. Bir gece daha geçmiş olmasına rağmen gelen giden olmayınca kız da aşağıya atlamaya karar verir ve şansına telesiyej onun hareketinden  etkilenerek aaşağı doğru inmeye başlar ve kız da bu mesafeden aşağı atlayıp zarar görmeden yere ulaşmış olur. Sonra da karların üzerinde sürünerek dağdan aşağı kaymaya başlar. Ve bir yerde karşısına kurt çıkar. ve ardın da yerde yatan arkadaşının parçalanmış cesetiyle karşılaşır. Başından bir sürü kurt vardır. Ama karınları tok olduğu için ve parçalaaycka birini buldukları için kıza ilişmezler. Kız da yavaş yavaş aşağıya kayarak, yola ulaşır, yoldan geçen bir araç kendisini görür ve üç arkadaştan sadece kız kurtulmuş olur.
 
Film baştan sonra heyecan doluydu, o üç kişinin yerinde olmak istemezdim. Oyunculuk ilk başta vasat gelse de, film ilerledikçe tamamen inandırıcı bir hal aldı. Kayak merkezindeki çalışanların dikkatsizliği ve elbette gençlerin ilerlemiş bir saatte, düşüncesizce göze aldıkları bir tehlikeydi başlarına gelen.. Gece kayağı, kapanmak üzere olan bir kayak merkezinde yapılırsa riski göze alabilmek deliliktir. Ve bu deliliklerin bedelini de hayatlarıyla ödediler..
 
İzlenmesi gereken bir film. Özellikle de kış mevsiminin kayak döneminde...
 
 

 

26 Aralık 2012 Çarşamba

Bavulunuzda Neler Var? / Melda ÜNALDI

 
 
'Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim" der büyük düşünür Mevlana. Elinizdeki kitap, 'Hayatın her karesinde' kişinin vizyonuna ulaşmayı planladığı süreçte 'uzlaşıları kırarak' veya diğer bir söyleyiş ile öğrenilmiş kalıpları kırarak çözümler üretebilme ve uygulama becerisini kazandırmayı amaçlamaktadır.

Bizlerin mütevazı yaşamlarında can bulmuş, farklı bakış açılarını gözler önüne dökebilmek, her şeyden önemlisi vakit ayırıp bu kitabı okuyanlara "yarın ilk işim bavulumu yeniden gözden geçirmek" dedirtebilmek amacı ile yazılmıştır.

Şimdi bugüne kadar sahip olduğunuz paradigmalardan vazgeçmeye razı mısınız?
 
Ardı ardına dizilen soruların cevaplarını ve daha fazlasını bulacağınız, rehberiniz olacak bir kitap... ' (Arka kapaktan alıntıdır.)
 
Yorumum:
 
Gözüme çarptığı anda ismiyle dikkatimi çeken, elime alıp arka kapağına baktığımdaysa içindekileri okuma isteğimi ayyuka çıkaran 'yarın ilk işim bavulumu yeniden gözden geçirmek' demek için adımlar atmaya beni teşvik eden bir cümle ile başladım bu güzel kitabı okumaya...
 
Yazarı; sevgi dolu eşi, gurur kaynağı çocukları ile zengin hayat tecrübelerinden aldığı güç ve karakterinin cümlelere yansıttığı tüm samimiyetle, önce kendinden, yakınlarından, sonra dünyadaki düşünürlerden, yetkin isimlerden dikkat çekici alıntılarla harmanlıyor düşüncelerini...
 
Yazar Ünaldı, hepimize bavulumuzun kapağını aralayıp, içindekilere yakından bakmaya, hatta bavulumuzu yeniden düzenleyip hayallerimizle oynamaya teşvik ediyor bizi sıcacık cümleleriyle...
 
'Beni en son terk edecek olan yine benim, öyleyse en çok vakti kendime ayırmalıyım.' düşüncesinden hareketle okuyucuya gerekli gücün kendilerinde olduğunu hatırlatarak, Stratejik düşüncenin yerleşeceği zihinlere, stratejik düşünceyi üretebilme ve planlama becerisini ifade ederken konuları her bölümün sonundaki çok sevdiğim 'Kahve Molası'  hikayeleriyle sonlandırarak bitiriyor...
 
Hayatımızı, hayallerimizi, vizyonumuzu sorgulatıp kendimiz için bir kez daha düşünmek adına bir an durmamızı sağlayan bu değerli kitabı, düşüncelerine, bilgi birikimine kıymet verdiğim bir arkadaşımla sohpet edermişcesine bir çırpıda okudum.. İş hayatında olsun olmasın herkese, ama öncelikle meslek hayatına atılmak üzere olan öğrencilere okumalarını şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap...
 
 
 
 

25 Aralık 2012 Salı

Noel'e hazırlanan Asya

 
Japonya'daki bir Şirket'in temizlikçileri binanın camlarını Noel Baba kıyafetleri ile silmişler...


Vietnam'daki anaokulu öğrencilerinin Noel Partisi...


Tayvan'da Noel Baba şapkalarıyla konser veren orkestra üyeleri...
 
 
Şangay'daki Noel Rallisinde eğlenen kadınlar...
 
 
 

11 Aralık 2012 Salı

Kore Dizisi / Faith

 
 
 

Adı: 신의 (信義) / Shinui
Bilinen Adları: Faith / The Great Doctor
Tür: Tarihi, fantastik, romantik, aksiyon
Bölüm Sayısı: 24
Yayınlandığı Kanal: SBS
Yayın Tarihleri: 13.08.2012 - 30.10.2012
Yayınlandığı Günler: Pazartesi - Salı 21:55


 
Goryeo Hanedanlığı (918-1392) Şuanki Kore'den yaklaşık 600 yıl önce aynı topraklarda yaşamış bir devlettir.  Eski Kralı devirip, Tahta çıkmak için sürgünde yıllarca bekleyen Kralın ülkeye dönmesi, Saraya yerleşip Hanedanlığını kurması, halka ve ülkeye kendini kanıtlama mücadele sürecini konu ediyor Faith...
 
Bir tarih dizisi, ama yalnızca tarih değil... Dokunaklı bir Aşk dizisi...
 
 
 
 
Bu tutkulu Aşkın kahramanları... 1300lü yıllardan Goryeo Hanedanlığının komutanı Choi Young ile 2012 Kore'sinden Dr. Yoo Eun Soo...
 
 
Lee Min Ho / Choi Young
Kralın muhafız birliğinin komutanı. Aynı zamanda akıl danışmanı, dostu ve güvendiği tek insan. İlerleyen zamanlarda general rütbesini alıyor. Kralı saraya ulaştırıp tahta çıkarmak üzere çıktığı mücadelede boynundan kılıç yarası alan Kraliçe'yi kurtarmak üzere Cennetin Kapısı diye bilinen, yıllardır kapalı olduğu halde son günlerde açılşmış olan kapıdan girerek Cennet zannettiği 2012 yılına gider. Gittiği yerde Doktorlar Kongresinde Seminer veren Yoo Eun Soo'yu görür ve Kraliçeyi kurtaracak doktor olduğunu düşünüp O'nu zorla alır, kapıdan geçirir ve kendi dünyasına götürür..
 
Choi Young kılıç kullanmada ve dövüşte çok üstün yetenekli olmasının yanısıra o dönemde bazı insanlarda bulunan olağanüstü güçlerden birine sahip. Ellerinden karşısındaki insana Yıldırımlar gönderebiliyor.. Ama o gücünü kullandıktan sonra bedeni çok zayıf düşüyor..
 
 
 
Kim Hee Sun / Yoo Eun Soo
 
Hayatını sürdürürken geçmiş gelen general tarafından Goryeo Hanedanlığının olduğu döneme götürülerek neye uğradığını şaşırır ama orada yaralı olan Kraliçe'yi yanında götürdüğü aletlerle ameliyat ederek iyileştirir. O dönemde bu tür bir yaranın iyileşmesi mucize olarak algılandığı için O'na cennetten gelen kadın olarak bakılır. Kral da Saray'ın Hekim Başı ünvanını verir.
 
General'den geri götürülme sözü alan Yoo Eun Soo, tam bir kargaşanın içine düşer. Ülkede iç savaş vardır ve Kral ile Kraliçenin hayatı tehlikede olduğu için General bir türlü sözünü yerine getiremez. O sırada Cennetten gelen kadın söylentisi tüm ülkeye yayılır. Ve ülkede çok güçlü bir siyasi yeri olan Gi Chul'ün Cennet'e gidebilme merakı, Yoo Eun Soo'nun peşine düşmesine neden olur.
 
 
 
 
 
Ryu Duk Hwan / King Gong Min
 
Goryeo Hanedanlığının Kralı.. Yuan Hükümetinden kendini ve ülkesini koruyarak ayakta kalmaya çalışır. Çok fazla hakarete uğrar, bir çok sıkıntı çeker, ölümden döner ama her zaman General tarafından kurtarılır. Kendisi de generale karşı büyük bir saygı ve sevgi besler. Kraliçe karısı ile ilişkileri çok kopuk ve soğukken, ülkenin yaşadığı sıkıntılı günler cereyan ederken aralarındaki aşk filizlenir..
Tüm badireler atlatıldıktan sonra ülke içi kötü niyetli insanlar öldürülür ve Kral hükümdarlığını kazanır.
 


 
Park Se Young / Princess Noh Gook - Queen In Deok
Bir Yuan Prensesi olarak ailesinin ele geçirmek istediği toprakların Kralı ile evlendirilir. Ama Kral eşine karşı duyduğu sevgiyi ilk başlarda ifade edemeyip mesafeli davransada zaman geçtikçe ona aşkını gösterir ve aralarındaki aşk güçlenir. Kraliçe de her zaman eşine destek olup siyasi konularda da fikirleriyle yardım eder.
Hamile kalan kraliçe, Kralın amcası tarafından kaçırıldığında bebeğini düşürür, ancak eşi ile sevgileri daha da kenetlenir. Kraliçe kayıpken Kral, Prens'e, eşini geri getirmesine karşılık tahtını verebileceğini ifade eder. Tabii komutan Kraliçeyi kurtarır...
 
 
 
 
Yoo Oh Sung / Gi Chul 
Goryoe Hanedanlığından bir Prens.Ülkede siyasi, maddi ve askeri güce sahip. Ayrıca kendisinin de özel bir gücü var.Buzbuken. Elleriyle dokunduğu insanlara soğuk hava verip, içorganlarını ve bedeninin dondurarak öldürüyor.
Kendisi kalbinde delik olduğunu düşündüğü bir hastalığı olduğu için iyileşmek için Cennet'e gitmek istiyor. Çünkü neye sahip olursa oslun asla doymadığını daha fazlasını sitediğnii ve açgözlülüğün vücudunu da hasta ettiğini söylüyor.
 
 
 
 
Shin Eun Jung / Hwa Soo In
Ateş büken gücüne sahip herkesin Ateş Kadın, Alevzen dediği, Prens Gi Chul'ün manevi kardeş ilan ettiği, her pis işine koştuğu dizideki kötü kadındı.  Kavalcı dediğim uyuz tiple ayrılmaz ikiliydiler. Gıcık kahkahasını ata ta, alev saçan elini dokundurduğu kişiyi yakarak öldürüyordu. General ile epey bir karşı karşıay kaldılar her seferinde yırttı tabi kadın çok güçlü, özel gücünü kullanmasa da kılıçlaönüne geleni biçiyordu.  Etmediği kötülük ,öldürmediği insan kalmadı fakat nihayetinde kendisi de öldü dizinin son bölümünde...
 
 
 
 
Sung Hoon / Chun Eum Ja 
 
Ses büken gücüne sahip Nağmezen denilen, elindeki flütü üfleyerek çıkardığı sesle önünde duran tüm insanların kulaklarından kan getirene kadar çalıp öldürüyor. Ayrıca çok hassas kulakları olduğu için yaklaştığı yerlerde evlerin içindeki konuşmaları dahi dinleyeren manevi kardeşi olduğu Prens Gi Chul'a söylediği için adamın her işini yoluna koymasını sağlayan baş yardımcısı. Kılıç ve dövüşte de herkesi sıradan geçiren bu uyuz, General'e ve ekibine çok ciddi zararlar verdi. Alevzen manevi kardeşinin ölümüne dellenip iyice hırslanmasına rağmen, Generalin hışmından kurtulamayıp son bölümde ölüyor...
 
 
 
 
Lee Philip / Jang Bin
Hekim Jang, saray hekimi. Çok bilgi dolu ve o dönemdeki bitkilerden yapılan tedavilere dair bilgileri Hekim başı Yoo Eun Soo'ya öğretir ve yaşadığı süre boyunca Hekim Başı ile çok iyi arkadaş olurlar. Hekim başı ona içini döker, evine olan özlemini ve Young'a dair aşkını anlatır..
Hekim başını bulmak üzere Saraya gelen Alevzen ve Nağmezen tarafından öldürülen Hekim Jang, ölmeden önce elinde Hekim Başının panzehirini korur ve bu Hekim Başını çok etkiler. Onun ölümünden kendisini sorumlu tutar, çok ağlar...
 
 
 
 
2012'ye giden General'in Yoo Eun Soo'yu zorla götürmeye çalıştığı sıradan bir kare... O sırada karşısına çıkan güvenlik güçlerine özel gücü yıldırımbüken ile karşılık verir ve etkisiz hale gelen polislerdne kurtularak geçmişe döneceği kapıya gider..
 
 
 
 
Kapıdan geçmek için Yoo Eun Soo'yu ikna etmeye çalışırken. Yoo Eun Soo hala olayı anlayamadığı için kendisini kaçırdığını ve sonrasınra öldüreceğini sanar, ama Choi Young ona, seni mutlaka geri getireceğim diyerek söz verir.
O anda Yoo Eun Soo'nun ağlamaları, söylediği sözler çok tatlıydı.. Daha ilk sahnelerden çok sevdim O'nu.
 
 
Geçmişe giden Yoo Eun Soo, nereye düştüğünün afallaştırması içinde yeniden kapıdan geçip geldiği yere dönmeye çalışır ama Young ona engel olur. Kraliçeyi mutlaka iyileştirmesini ister.. O esnada  Yoo Eun Soo elindeki kılıçı Young'a saplar ve sonrasında da günlerce onu iyileştirmek için uğraşır. Birlikte saraya gittiklerinde Young'un sert ve söz dinlemez hallerine sinir olur ama kendisi öyle bıcır bıcır konuşan öyle tatlı birisidir ki, herkesi etkiler. Farkında olmasa da General da ondan yavaş yavaş etkilenir.
 
Yoo Eun Soo'ya ata binmeyi, bıçak kullanmayı ve bir çok şeyi öğretmeye çalışır Young. Yoo Eun Soo öyle neşeli, öyle hayat doludurki, sürekli konuşur ve kendi dünyasından bir şeyler anlatır, çevresindekiler genelde dedikleirni anlamaz ama o hep tatlı tatlı söylemeye devam eder..
 
 
 
General'in ciddi ifadesine rağmen Yoo Eun Soo ondan yavaş yavaş hoşlanmaya başlamıştır.. Birgün ona bir çiçek uzatır, hatta o çiçeği kulağının arkasına takar. General de şaşırır hiç böyle bir şeyle karşılaşmadığı için ve Hekim başı bu duruma kahkahalarla güler. Sonradan görür ki, o minik çiçeği Young saklayıp yanında taşımıştır...
 
Olaylar olaylar, olayar... Entrikalar, siyasi mücadeleler, ayaklanmalar, saldırılar birbirini kovalar. General Kralı korumak için her an Hekim Başının yanında olamasa da verdiği sözü tutmak için çabalar ama Hekim Başı artık gitmek istemiyordur. Generale aşık olduğu için kendi dünyasına dönmekten vazgeçer..
 
Çok duygulu anlar, birbirlerine aşklarını ifade ettikleri bakışlarıyla dolu romantik sahneler geçer.. Dizi bir tarih dizisi olmasının yanı sıra aşkı çok iyi bir şekilde işlemiştir.
 
Olaylar süregelirken, Hekim Başının peşinde koştuğu Prens Gi Chul'de bulunan, Hekim Başı'nın kendi elyazısıyla yazmış olduğu ama ne zaman yazdığını hatırlayamadığı günlük ve paslanmış ameliyat aletleri vardır. Olaylar zamanlar arası bir konuyu gizli gizli sahnelere ayırır... Ve dizinin son kısımlarında Yoo Eun Soo'nun o günlüğü gelecekti halinin yazdığını ve o günden yüz yıl önceye bırakmış olduğu anlatılır...
 
Ben buradaki olay örgüsünü ve zamanlara arası yolculuğun işlenişi çok etkileyici buldum. Baştan itibaren fantastik ögelerle dolu olmasıan rağmen hepsi oldukça gerçekçiydi.
 
Tüm karakterlerin oyunculukları çok iyiydi, hepsi çok tatlıydı, muhafızlar dahi ayrı ayrı komutana bağlılıkları ve konumşalarıyla çok şeker profiller çiziyordu. Lee Min Ho zaten her role hakkını verdiği gibi burada da çok başarılıydı...
 
 
Kralın amcası Prens tarafından zehirlenen  Yoo Eun Soo'nun panzehrini vermek üzere alıkoyduğu sırada, geçmişe dair görüntülerin aklına gelmesiyle, General'e tuzak kurulduğunu hatırlayarak onu korumak için Prens ile işbirliği yapmak ister. Prensin tek gerekçesi Hekim Başı ile evlenmek, O'nu Kral olacağı ülkesine Kraliçe yapmaktır. Hekim başı evlenmeyi kabul edince, tuzağa düşürülmüş General kurtulur ve Hekim Başı'nın evlenmek üzere olduğunu öğrenince Saraya gidip Hekim başı ile konuşur ve bu evlilikten vazgeçip kendisiyle gelmesini ister. Evlenmeyi sırf onun hayatını kurtartmak için kabul ettiğini söyleyen Hekim Başı düğün gününe kadar panzehrini bulup, günlüğünü de okuyup evlilikten kurtulmak ister. Ama istediklerini alamaz ve düğün aniden başlar.
 
Düğün alanını basan General, Prensin ve tüm saray erkanının önünde Hekim başını dudaklarından öperek herkese 'o benim kadınım' der. Bu durumda tabi vatan haini sayılır ama savaşarak oradan çıkar. O an, dizinin en romantik sahnelerinden biri ve tek öpüşme sahnesidir. Kore dizilerinde çok fazla öpüşme ya da cinsel ağırlıklı sahneler yoktur. Onlar bunları daha mutaassıp olarak lanse ederler ve öpeceklerse bile bu öpücükler çok uzun beklemeden sonra, çok romantik anlarda gelir.
 
 
 
5 yıl önce Cennetin kapısında kaybettiği sevgilisini, aynı noktada günlerce beklediği seferlerden birinde Young'un, yaşadığı dünyaya geri dönen Yoo Eun Soo ile kavuşması...
 
 
 
Son sahne...
Bakış, gözler, gözyaşları...
O kadar çok şeyi anlatır ki bu sahne diziyi izleyenlere...
Dünyasından giden sevgilisinin mutlaka geri döneceğine tutunduğu büyük inançla bekleyen adamın gözleri...
Her zaman , 'Hiç vazgeçmeyeceksin değil mi, mutlaka kafana koyduğunu yapacaksın' dediği ve çok güçlü olduğunu düşündüğü Hekim Başının kesinlikle geri döneceğini düşünerek 5 yıl bekleyen bir erkeğin, ayak seslerine dönüp baktığında geldiğine şaşırmadığını, onu bekliyor olduğunu minnettarlıkla gösterdiği gözleri  ...
 
Yoo Eun Soo'nun ise; sevgilisini ebediyete dek kaybetme korkusuna, ölmesi ihtimalini aklından çıkararak, O'nun yaşadığı inancının kuvvetiyle zamandaki yolculuğunun doğru yıla denk gelmesinin, hiç bir şey için geç kalmamış olmasının mutluluğunun gözyaşlarına dönüştüğü ifade...
 
İlk tanıştıklarından, birbirlerine aşık olmaya başladıkları, sevgilerini birbirlerine itiraf edip, ayrılmayacaklarına ve bekleyeceklerine dair sözler verdikleri en romantik anlarında bile sevgilerini zarif hareketlerle göstermeleri, en büyük yakınlıklarının kucak dolusu bir sarılma, ya da başını omzuna koyarak masum hareketlerle ifade etmeleri ve tüm duygularını birbirlerinin gözlerinin içine bakarak tutkularını hissettirdikleri bu iki aşık, ölümden beter ayrı zamanlarda yaşama ve asla kavuşamama tehlikesinden döndükleri halde, sadece bakışları ve gözleriyle tüm kalplerini ortaya döküyorlar...
 
Çok sevdim bu diziyi,  bu bakışları, bu aşıkları ve bu aşkı...
 
 
 
 

OST:
Part 1 - 21.08.2012
1. Devam ettirmek - Ali

Part 2 - 03.09.2012
1.Yavaş adımlarla - Shin Yong Jae (4men)

Part 3 - 11.09.2012
1. Kötü İnsan - Jang Hye Jin & MC Sniper
2. İnanç (Seri Ver.)
3. Ben Woodalchi
4. Gülümse
5. Keder
6. Çiçek Bahçesi
7. Hareket et ve koş
8. Tehlikeli zaman

Part 4 - 17.09.2012
1.Bir gözyaşı- Younha

Part 5 - 24.09.2012
1. Seni görüyorum - Sung Hoon (Brown Eyed Soul)
2. İnanç
3. Kızıl Ay kılıcı
4. Yer hikayesi
5. Saldırı noktası
6. Prensesin Ayı
7. Askerin gözyaşları
8. Adalet

Part 6 - 08.10.2012
1. Rüzgar şarkısı - Young Jun (Brown Eyed Soul)
2. Ben Woodalchi - Oh Jun Sung
3.
Hareket et ve koş
4. Sonsuza dek(Carry On Pf Versiyon)
5. Hile
6. Gölge adam
7. Ay ışığında dans
8. Yangın savaşı

Part 7 - 15.10.2012
1.Aşk 사랑아 - Rumble Fish (럼블 피쉬)